Sümer'in kilometre taşları

Photobucket - Video and Image Hosting Photobucket - Video and Image Hosting

• 30/7/2007 - Son yazı!

VEDA...

 

Ben uzun veda cümlelerini sevmem

ama gidenin ardından uzun uzun bakarım.

 

Sizlerle yaklaşık 1.5 yıldır bu sayfalarda pek çok şeyimi paylaştım:

Kendimi anlattım size, babamı, kızımı, annemin ameliyatını bile...

Yürek kırıklarımı bu sayfalara döktüm zaman zaman...

 

Uzatmayacağım, ayrılık vakti geldi dostlar.

Aşağıdaki "Hopa'da akşam" fotoğrafımla başlamıştım Nisan 2006'da,

aynı fotoğrafla kapatıyorum perdeyi.

 

Kalın sağlıcakla...

 


http://www.fotokritik.com/kullanici/sumerozvatan

http://www.sumerozvatan.com/

Yorum (21) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 27/7/2007 - Çay konusu - bölüm 2!

ÇAY - BÖLÜM 2

 

Dün başladığım çay yazısının 2. bölümü

ile devam ediyorum.

 

 

Mayıs ayında günübirlik tur ile Düzce'ye (Efteni gölü ve Aydınpınar şelalesi)

gitmiştik bir kaç arkadaş. Öğle yemeğinden sonra masaya çaylar gelince

ortaya çıkan manzarayı kaçırmamıştım.

 

İYİ ÇAY İÇİN BİRKAÇ ÖNERİ
Su on saniyeden fazla kaynayıp fokurdamamalıdır yoksa gereğinden fazal oksijen kaybeder.
Soğumuş suyu asla yeniden kaynatmamak gerekir.
Demlenmiş çayı porselen çaydanlığa boşaltmadan önce bir kez karıştırın.
Yeşil çay, altlığı olmayan fincanla, siyah çay ise altlıklı fincanla sunulur.
Demliğin, çaydanlığın ve çay bardaklarının metal olmamaları ve deterjanla yıkanmamaları gerekir. Metal çaydanlıkta yapılan çayda metal tadı olur.

ÇAY DEMLEMENİN ALTIN KURALLARI
Taze ve soğuk su kullanın.
Daha iyi bir demleme sıcaklığına ulaşmak için demliği ısıtın.
Çayın ölçüsüne dikkat edin; fazla çay koymak hem ekonomik değildir hem de çay acı olur.
Su kaynadığı anda, suyu demliğe ekleyin.
Tüm lezzetin açığa çıkabilmesi için 3-5 dakika demleyin.
Eğer çayınızı süt ile içmek istiyorsanız daha iyi karışması için fincana önce sütü koyun.
Çayı kuru, hava almaz bir kapta muhafaza edin.

ÇAYIMDAKİ SORUN NE?
Çay sert ve acı: Büyük olasılıkla fazla çay koymuşsunuzdur. Genellikle, gerektiğini
düşündüğümüzden daha azı yeterli olacaktır. Başlangıç olarak, “bir ölçek de demlik için” kuralından vazgeçin. İkinci olasılık da gereğinden daha uzun bir süre demlemenizdir. Çıkarılabilir filtreli demlikler veya presli “cafetiere” tipi çaydanlıklar idealdir.
Çay bulanık görünüyor: Bu aslında iyi bir işaret olabilir; kaliteli Assam Çayı köpüklenebilir ve ışığı yansıtır. Ancak çay gerçekten çok bulanıksa ya su ya da çay kötüdür.
Çayda metalimsi bir tad var: Bu sorun genellikle kötü sudan kaynaklanır veya çay kalitesizdir.
Çay tortulu görünüyor: Bu da, genellikle kötü sudan kaynaklanır, sudaki tortular bardağın veya fincanın yan duvarlarına yapışır. Sorun düşük kaliteli, küçük yapraklı çayların kullanımına da bağlı olabilir. Şişe suyu veya filtreden geçirilmiş su deneyin.
Çayın tadı yavan: Bunun nedeni kötü kalite çay kullanıyor olmanız. Kendinize daha iyi davranın ve daha iyi çaylar kullanın. Suyu tekrar kaynatmış veya servis yapmayan kaynamasını beklememiş olabilirsiniz.
Çay tatsız: Çay, rafınızda gereğinden uzun bir süre beklemiş olabilir. Küçük miktarlarda ve sık sık çay alın, hem böylece değişik lezzetli çayları da deneme şansınız olacaktır.

ÇAY ÇEŞİTLERİ
Assam: 1830’larda Hindistan’ın kuzeydoğu vilayetlerinden Assam’da İskoçyalı Robert Bruce tarafından keşfedildi. Koyu renkli, güçlü ve kokuludur.
Seylan: Küçük kalite farklılıkları ile Sri Lanka’dan gelen her çay bu cinstendir. Ne kadar yüksekte yetişirse o kadar kalitelidir. Hoş kokulu ve aromalıdır.
Darjeeling: Dünyanın en kaliteli çaylarından biridir. Nepal yakınlarındaki dağların doruklarında yetişir. Çayların şampanyası da denilen Darjeeling’in tadı misket ya da frenküzümüne benzetilir.
Earl Grey: Darjeeling, Assam, Seylan siyah çaylarından birisi ile bergamot yağının özel uyumunu yansıtır.
English Breakfast: Güne iyi bir başlangıç için, Hindistan ve Seylan’ın güçlü çaylarından bir harman.
Formosa Oolong: Aroması şeftaliyi andıran Tayvan mahsulü.
Gunpowder: Toplandıktan sonra yapraklarının sıkıca sarıldığı yeşil Çin çayı. Tad ve aroması ince ve kırılgandır.
Jasmine: Yasemin çiçekleri eklenmiş yeşil ya da siyah ve yeşil çay karışımı.
Lapsang Souchong: “Souchong”, Çin orijinalinde çayın büyük yapraklarını tanımlar. Kuvvetlidir, duman rengindedir ve zengin bir aroması vardır.
Orange Pekoe: “Pekoe” çayın küçük olan yaprak boyutlarını tanımlar. Bu siyah çay kökenine ve işlenmesine bağlı olarak aromasında çeşitlilik gösterir.

ÇAY NASIL SAKLANIR?
İyi işlenmiş siyah çaylar, vakumlu ambalajlarda veya kapalı teneke kutularda iki yıla kadar dayanabilmesine rağmen, çayın tam olarak ne zaman toplandığını tespit etmek zor olabilir. Çoğu çaylar, deniz yoluyla taşındığı için satış noktalarına varmaları birkaç ay sürer. Yalnızca, mevsimlerin belirgin olarak ayırdedilebildiği bölgelerde yetişen, Darjeeling gibi birinci ve ikinci sürgünlerden alınan çayların toplanma zamanı belirlenebilir. Örneğin, haziran ayında satılan birinci sürgünler üç aylıktır. Bunlar gibi narin siyah çaylar en fazla altı ay dayanır ve bu durum yeşil çaylar için de geçerlidir. Çayı koyu renkli ve hava almaz bir kap içinde, rutubet ve buğulaşma tehlikesi olmayan bir yerde saklayın. Baharatlardan ve keskin kokulu yiyeceklerden uzak tutun çünkü çay kolayca bozulabilir.

ÇAYLA İLGİLİ BİRKAÇ NOT
Çay bitkisinin uçlarında ve dallarında küçük çiçekler açar. Meyve üç gözlü kapsüldür. Çay bitkisinden yalnızca çay elde etmek için değil, ilaç üretmek için de yararlanılır. Thea Sinensis ve Thea Assamica (Theaceae) çaygillerin ekonomik açıdan en ilginç olanlarıdır. Literatüre bakılırsa, özellikle de tropik ve astropik ormanlarda, 28 cins ve 520 türde karşımıza çıkar. Çayın işlenmesi; soldurma, kıvırma, mayalama ve kurutulmayla yapılır.
Dört kilo yeşil yapraktan yaklaşık bir kilo çay elde edilir.
Avrupa’ya ilk çay 1610 yılında, o sırada henüz sekiz yıllık bir geçmişe sahip olan Hollanda Doğu Hindistan Kumpanyası’nın bir gemisiyle geldi.
Buzlu çay, 1904’te Saint Louis Dünya Fuarı’nda icat edildi.

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 27/7/2007 - KURUYORUZ!

KURAKLIK HAD SAFHADA!

 

Fotoğraflar ürkütücü!

"Kuraklık o ne denli büyük ki.
Topraktaki çatlakların büyüklüğü ürküttü"
diyordu internethaber.
 
Alibeyköy barajı gölü kurudu.
Kuraklık Mimar Sinan'ın tarihi şaheserini
ortaya çıkardı. Bütün haşmetiyle
ihtişamıyla Maglova Kemer'ini gördük. 

Ama madalyonun bir de öbür yüzü var.
O da kuraklık. Neredeyse 1 yıldır
İstanbul'a yağmur yağmıyor.

Bu fotoğraflar insanı kara kara
düşündürüyor. Anadolu Ajansı muhabirinin
çektiği fotoğraflar kuraklığın boyutunu
gözler önüne seriyor.

Topraktaki çatlağı görenler gözlerine inanamadı..
Çatlaklar arasında gezmek neredeyse imkansız.
Rahatlıkla bir insanın ayağı içine girebilecek büyüklükte..
Bu barajın  dolması için çok yağmur yağması gerekecek.





Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 26/7/2007 - Çay saati!

YİNE TİRYAKİLERE ÖZEL!

 

Bugün konumuz yine çay.

İnsan tiryaki olunca dayanamıyor...

Bugün genel bilgiler, yarın güzel çay demleme tiyoları

(internethaber'den)

 

GÜZEL DEMLENMİŞ ÇAY İÇİN:
Özellikle Türk insanı için sabah kahvaltılarının   vazgeçilmezi çayın aslında bilmediğimiz bir çok         özelliği var. Sütsüz ve şekersiz alındığı sürece          kalorisi olmayan çay, vücudun su dengesinin korur, kahveden çok daha canlandırıcı ve tazeleyicidir.

ÇAYIN KİMYASI
Camelia Sinensis bitkisinin yaprakları, çaya kendine
has koku ve tadını veren birçok kimyasal madde, amino asitler, karbonhidratlar, mineral iyonları, kafein ve polifenolik bileşimler içerir. Ayrıca % 75-80 oranında su içerirler; ki bu oran işleme sürecinin ilk soldurma aşamalarında % 60-70’e düşer. “Oolong” ve “siyah çay” işlemenin mayalanma (veya oksitlenme) aşamasında, polifenolik flavanoller (veya katekinler) havadaki oksijenle oksitlenerek o benzersiz tad ve rengi yaratırlar. Kavurma (veya kurutma) işlemi, oksidasyona neden olan enzimi etkisiz kılar ve hatta içinde bulunan su oranını % 3’e düşürür.

Siyah çayın kokusu çok karmaşıktır. Bugüne kadar hidrokarbonlar, alkoller ve asitler olmak üzere 550’den fazla kimyasal madde tespit edilmiştir. Bunların çoğu işleme sırasında oluşur ve kimyasal madde kendi önemli özelliklerini ekkeleyerek, çayı içenin koku alma duyusuyla çayın tadına katkıda bulunur. Ancak tad, esas olarak çeşitli (çok yaygın ama hatalı olarak tanen diye bilinen) polifenolik bileşimlerin kafeinle değişime uğraması sonucu ortaya çıkar.

KAFEİNDEN ÇEKİNENE YEŞİL ÇAY
Kafein, çayın en önemli bileşenlerinden biridir. Hafif bir uyarıcı olarak hareket eder ve midedeki sindirim sağlayan suların faaliyetini artırır. Her tip çay -yeşil, Oolong, siyah- farklı miktarlarda kafein içerir.
Yeşil çayda Oolong’dakinden daha az kafein vardır. Oolong’daki kafein ise siyah çaydakinden daha azdır. Genel olarak ortalama bir fincan çay 8,36 mg, Oolong çayı 12,55 mg ve siyah çay 25-110 mg kafein içerirken, ortalama bir fincan kahve 60-120 mg kafein içerir. Dolayısıyla kafein alımı konusunda endişelenenler yeşil çay veya Oolong çayı gibi açık renkli, hafif demli çaylar tercih etmelidirler. Önemli başka bir nokta da, kahvedeki kafeinin vücut tarafından çok çabuk emilmesidir. Buna bağlı olarak kahve uyarıcı etkisiyle kan dolaşımını ve kadiyovasküler faaliyeti hemen artırır. Oysa çaydaki poliflavanoller emilme hızını yavaşlatır. Kafeinin etkileri daha yavaş hissedilirken vücutta kalma süresi daha uzun olduğu için çay, kahveden çok daha canlandırıcı ve tazeleyici bir içecektir.

ÇAYIN VÜCUDA FAYDALARI
Keşfedildiğinden bu yana çayın, sağlığa yararlı birçok yönü olduğu düşünülmüştür ve modern araştırmalar da yüzyıllar boyu ileri sürülenlerin doğru olduğunu göstermektedir. Çayın en önemli özelliği tamamen doğal bir ürün olması, kokulu çaylardaki çiçek, meyve veya baharatlar hariç hiçbir yapay renklendirici, koruyucu ve kokulandırıcı içermemesidir. Ayrıca sütsüz ve şekersiz alındığı sürece kalorisi yoktur ve vücudun su dengesinin korunmasında önemli bir rol oynar.

Çay doğal olarak florür içerdiği için, diş minesini kuvvetlendirir ve ağızdaki bakterileri kontrol altında tutarak plak oluşumunu azaltır, diş eti hastalıklarına karşı koruma oluşturur. Yapılan araştırmalar, hem yeşil hem de siyah çayların tüketilmesinin kanser riskini -özellikle akciğer, bağırsak ve cilt kanseri- azaltabileceğini göstermektedir.

KANSER YAPICI HÜCRELERE ENGEL
Siyah çayın bileşenlerinin antioksidan etkisinin olabileceği, kanser yapıcı hücrelerin oluşmasını engelleyebileceği düşünülmektedir. Geçtiğimiz yıllarda yapılan çeşitil araştırmalar çayın kalp hastalıkları, felç ve tromboza karşı olası etkilerini göstermektedir. Çaydaki kafeinin kalp ve dolaşım sistemi için hafif bir uyarıcı olabileceği ve böylece arteoskleroz (damar sertliği) olasılığını azaltabileceği düşünülmektedir. Ayrıca çaydaki polifenollerin, kolekstrolün damarlar tarafından emilmesini ve kan pıhtılarının oluşmasını engellediğine de inanılmaktadır.

Çaydaki kafein, konsantrasyonu artırabilir, tat ve koku alma duyularını güçlendirebilir. Çayın hazım sağlayan sıvıları, böbrekler ve karaciğer de dahil olmak üzere metabolizmayı uyarır. Böylece toksinlerin ve diğer istenmeyen maddelerin vücuttan atılmasına yardımcı olur.

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 25/7/2007 - Alıp başını gitmek...

KAÇIP GİTMEK YAŞANAN ZAMANDAN

 

Bazen insan alıp başını gitmek ister, ister de...

Zordur bunu yapmak. İş güç var, sorumluluklar var.

 

Ama kaçıp gitmek, yaşadığımız zamanın dışına çıkmak aslında

o kadar da zor değil. Hani size bahsettim geçenlerde, kızımı ata binmeye

götürüyorum ya bu aralar... Ben de atlara havuç, üzüm, maydonoz

yediriyorum büyük bir keyifle. Fotoğraflara baktıkça anlıyorum nasıl da

uzaklara gitmişim o anlarda.

 

 

Yazıyı koydum, fotoğrafı ekledim...

Baktım Vatan'da Dilek ÖNDER de gitmekten bahsetmiş bugün,

paylaşayım istedim:

http://www9.gazetevatan.com/haberdetay.asp?tarih=25.07.2007&Newsid=129289&Categoryid=4&wid=58

 

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 25/7/2007 - Dün gece yağmur yağdı kente...

YAZ ORTASINDA "YAZ SONU ŞİİRLERİ"

 

Aşağıda iki şiir var; "Yaz sonu şiirleri"...

 

Yaz Sonu Şiirleri

-1-
Dün gece yağmur yağdı kente,
Sonra sabah, güneşte ayıklanmış,
Bir kahvede düşünüyorum,
Sen geleceksin ya, dalgınlık
Kopuverdi bir daldan, sallanarak
Geçen bayrak açmış bir bulut,
Sonra ikindi ve akşam, bakarsın,
Uyurken bir daha o yağmur.

 

 

Lale (soğan) adasını Cunda'ya bağlayan bir küçük köprü var.

"Türkiye'nin ilk boğaziçi köprüsü" yazıyor tabelasında.

O köprünün solunda buldum bu manzarayı.

Karşıda, uzakta Ayvalık görünüyor.

Haziran 2007

 

 

-2-
Fal çıktı. Köpükler içinde kaldı deniz,
Tepeleme çiçek dolu bir sandal.
Eylülün eskil çadırına giriyoruz,
İşte, büyücü martının bozgun çağrısı,
Uyurgezer yosunları delirten poyraz,
Odalara sığınan ürkü yaprakları,
İşte, çırpınan bir kavağın
Yalnızlık sanrısı dolaşıyor bahçede.

Melih Cevdet ANDAY

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 25/7/2007 - Son dakika yazısı!

BOYA HÂLÂ ÇIKMADIYSA...

 

ve parmağınıza baktıkça sinir oluyor, daha önce

önerdiğim formül http://sumerozvatan.blogcu.com/3685770/

 işe yaramadı diye kızıyorsanız, işte size son yöntem:

 

(internethaber'den)

Seçimler bitti ancak parmaktaki izi kaldı. Herkesin ortak derdi de bu...

Bir çok formül ortaya atıldı. Yumurtalı, sirkeli özel karışımlardan, zeytinyağına kadar.

Ancak daha pratik bir yöntemi var. Üstelik test edilip onaylanmış bir yol...
Star'ın acar muhabiri Osman Terkan araştırıp, test edip çareyi bulmuş.

Seçim boyasının çaresi kadın kuaförlerinde...

Formül de kuaförlerin kullandığı ‘perma boyası’.

En etkili yöntem bu. Perma boyası ile parmağınızı sildiğiniz zaman,

boyadan saniyesinde kurtuluyorsunuz. Önerilir!

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 25/7/2007 - Su altı fotoğrafları

SU ALTININ GİZEMİ

 

Birbirinden güzel su altı fotoğrafları görmek isterseniz

adres aşağıda...

 

 

http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/galeridetay.aspx?cid=4291&rid=2&hid=6934795

 

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 24/7/2007 - Ayvalık zeytinyağı...

ZEYTİN YAĞINI ADI İLE İSTEYİN!

 

Aranızda kendi çapında sabun imalâtına girişenler var:

http://fesmekan.blogcu.com/3684229/

Madem sabun yapılacak yağ hakiki olmalı.

 

Yaklaşık 1000 yaşında bir zeytin ağacı, Ayvalık Haziran 2007

 

Gila BENMAYOR Hürriyet'te Ayvalık zeytinyağını yazdı.

Hürriyet, 20 Temmuz 2007

 

Konumuz ile ilgili olarak bakmak isteyenler için:

ZEYTİN: http://sumerozvatan.blogcu.com/1035046/

Ayvalık'tan (2006): http://sumerozvatan.blogcu.com/879596/

Zeytin yaprağındaki mucize: http://sumerozvatan.blogcu.com/3274306/

 

"Ayvalık Zeytinyağı’nı izlemeye devam edin"

diyerek sözlerine başlıyor BENMAYOR ve devam ediyor:

AYVALIK üç yıllık mücadelesini kazandı.

Neydi bu mücadele? Türk Patent Enstitüsü’nden "coğrafi işaretleme" hakkını almak.

Ayvalık geçenlerde Türk Patent Enstitüsü’nden müjdeli haberi aldı.

"Ayvalık Zeytinyağı" etiketini bundan böyle sadece Ayvalık’ta üretilen zeytinyağları kullanabilecek.
Markalaşma için önemli bir adım.

Ayvalık sızma zeytinyağı, Girit ve Toskana’nın yağları gibi kalitesiyle, tadıyla ünlü bir zeytinyağı.
Başka bölgelerden gelen zeytinyağlarının "Ayvalık" diye satılması haliyle buradaki üreticilerin

hoşuna gitmiyor. Bu yüzden zeytinyağının "menşei"ni belirtme meselesi önemli.

Mücadele kazanıldı kazanılmasına ama bundan sonrası zor.
Zira zeytinin ağaçtan fabrikaya kadar dikkatle izlenmesi, tahlillerin yapılması gerek.
Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Rahmi Gençer, Türkiye’de zeytinyağında böyle uygulama

olmadığına dikkat çekiyor.

"Üreticiye sertifika vereceğiz. Ambalajlama aşamasına kadar ürünü takip edeceğiz. Sektörümüz bunun önemine inanmak zorunda aksi takdirde Patent Enstitüsü’nden

aldığımız belge duvarda çerçeve olarak kalır" diyor.

Ayvalık’ta 7 bin ton civarında zeytinyağı üretiliyor.
Yüzyıllardan beri burası zeytinyağı ticaretinin merkezi aynı zamanda.

Yılda 40-45 bin ton zeytinyağının ticareti yapılıyor.

Dolayısıyla dışarıdan giren zeytinyağı nasıl kontrol edilecek?

İTALYA’DA 38, İSPANYA’DA 20

Ayvalık Ticaret Odası
, bu iş için üreticileri, sanayicileri, önemli 20, 25 markayı

bir araya getiren bir Çalışma Komitesi oluşturmuş.

Bu arada yeri gelmişken hatırlatmakta yarar var.
Tariş’in bundan önce "Edremit Körfez Zeytinyağı" ve "Güney Ege Zeytinyağı" diye

Türk Patent Enstitüsü’nden aldığı iki "coğrafi işaretleme" var.
Ama bugüne kadar bunları uygulamaya sokmamış.
Avrupa’da zeytinyağında "coğrafi işaretleme" durumuna gelirsek.

Rahmi Gençer’in verdiği bilgiye göre, İspanya’da 20, Fransa’da 7, İtalya’da 38,

Yunanistan’da 25, Portekiz’de 6 "coğrafi işaret" var.

8 bin yıldan beri zeytinyağının işlendiği Türkiye’de ise şimdiye kadar sadece üç tane alınmış,

bunlardan biri uygulama aşamasında. Türkiye’nin 38 "coğrafi işarete" sahip İtalya’ya

ulaşması yıllar alır.

Ama neticede Ayvalık önemli bir adım attı.

Duyduğum kadarıyla sırada Edremit, Burhaniye de var.

Rahmi Gençer diyor ki:

"Coğrafi işaretlerin artması Türkiye’nin yararına. Ne kadar çok artarsa Türk zeytinyağı

o kadar tanınır, rekabet edebilir. Biz diğer bölgeleri de bu konuda destekliyoruz..."

Ayvalık
başarırsa Türk zeytinyağını markalaşmada bundan böyle kimse tutamaz...

 

Yazının devamı için:

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/6927099.asp?yazarid=20&gid=61

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 24/7/2007 - Rodos yetmez!

ARTIK RODOS KESMEZ!

 

Zülfü Livaneli'nin bugün Vatan'da yazdıklarından sonra

Baykal'ı artık Rodos'a yüzmek bile paklamaz!

 

Önce lütfen Livaneli'nin yazısını okuyun:

http://www4.gazetevatan.com/haberdetay.asp?tarih=24.07.2007&Newsid=129220&Categoryid=1

 

 

RODOS BAYKAL İÇİN HAZIR!
 
Seçimlerden önce "Kaybedersem Rodos'a
yüzerim" diyen Baykal'dan bu konuda henüz
ses çıkmadı. Herkesin merakla beklediği
"yüzecek mi, yüzmeyecek mi" sorusu da
yanıtsız kaldı.

Eğer Baykal Rodos'a yüzmeye karar verirse
Rodos'un kapıları kendisine sonuna kadar açık.

Baykal, beş saatlik yüzme maratonunu
tamamlarsa Rodos’a ayak bastığında adanın en
lüks otellerinden biri olan Atrium Palace’da
kalabilir. Oda fiyatlarının 200 Euro’yu geçtiği 5 yıldızlı otelin genel müdürü
George Matsingos, Baykal’ın girişimiyle ilgili “Kapımız herkese açık, Deniz Bey’i de
bekleriz. Deniz Bey Atrium Palace’da hizmet veren Thalasso spa’da masaj ve
bakım yaptırarak seçim stresini de atabilir” diye konuştu.
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Hakkımda

Fotoğraflarım, yol hikâyeleri, şiirler, güncel yazı, yorum ve haberler... Bu site seçkin okurları için düzeyli yayın yapmaktadır! (Yandaki slayt Ayvalık fotoğraflarımdan hazırlanmıştır.)
Sayfa Güncel Sayfa:1 Toplam:144
| Sonraki Sayfa
MySpace Layouts

adopt your own virtual pet!

Bağlantılar

ANA SAYFA
Profilim
Arşiv
e-posta
Google Türkiye
Şiir Defteri
Hürriyet Gazetesi
Aradığınız her şey
Sümer'in objektifinden
myspace layout

sitemize hoşgeldiniz, ne alırdınız?